Yaşam

Garaudy Filistin’i anlatıyor!

Filistin üzerine çokça konuştuğumuz ve oradaki ümmetin sıkıntısını hep birlikte üstlenmek niyetinde olduğumuz şu zamanlarda Filistin’in öncesini ve şu an yaşananları daha iyi yorumlamak için okunması gerekenlerden biri de Roger Garaudy‘nin kitabı. “İlâhî Mesajlar Toprağı Filistin” 1986 yılında yazıldı ancak devletlerin dış politikalarının aslında nasıl olduğunu gözler önüne serdiği için bir çok Avrupa ülkesinde yasaklandı. Türkiye’de ise geç kalınmış olsa dahi Cemal Aydın tarafından çevirisi yapıldı ve geçtiğimiz ay Türk Edebiyat Vakfı tarafından yayınlandı. İsrail’in devlet yapısını,hukuk sistemini, siyasetini, ekonomik yapılanmasını ayrı ayrı başlıklar altında incelemiş.

27817İlk kısım tereddütlü

Garaudy öncelikle Filistin tarihi konusunda kapsamlı bir bilgi vererek kitaba başlamış. İbraniler, Hıristiyanlar ve Müslümanlarla Filistin arasındaki tarihi ilişki için ayrı ayrı incelemeler yapmış. Bu incelemeleri yaparken ise bilimsel yöntemi kullanmayı tercih etmiş. Filistin tarihiyle ilgili olan araştırmalar yapılırken temel yanlışın Tevrat’ın doğru kabul edilmesi ve tarihi  araştırmaların da buna dayanılarak yapılmasında olduğu üzerinde durmuş ve kitabın bu kısmında Tevrat’taki bilgiler ile tarihi araştırma arasında ayrımlar yapmış. Ancak bu yöntemle hiç Kur’an’a değinmemiş sadece Tevrat’tan alıntı yapmış dahi olsa Kur’an’daki ayetlerle de sabit olan bazı bilgilerin tarihi metinlerde olmadığını söylemiş. Bunların çokça olması kitabın bu ilk kısmı hakkında oldukça tereddüt yaratıyor. Mesela, “Tevrat şu şekilde yer alan.” “Kızıldeniz’i ikiye bölene ve İsrail’i ortasından geçirene Firavun ile ordusunu Kızıldeniz’e atana şükredin.” “Bu kadar önemli hadiselerden Mısır metinlerinde en ufak iz yoktur. Aynı şekilde mezopotamya din ulularında da.” Bu şekilde yapılan yorumların farklı örneklerle de tekrarlanıyor olması oldukça garip çünkü bu kitap yazıldığında Garaudy iki yıldır Müslümandır.

Kubbet-üs-Sahra’yı uzun uzun anlatıyor

Bu hususu dışarıda bırakırsak kitabın bu ilk bölümünde Filistin toprağına Yahudilerin yerleşmesi ve orada şimdiye dek oluşan medeniyetler tarihi olarak anlatılmış. Çevirmen kitabın bu kısmının Eskiçağ tarihçilerini ve arkeologlarını daha çok ilgilendirdiğini ayrıca belirtmiş çünkü verilen bilgiler oldukça teknik. İslam’la ilişkisini incelerkense öncelikle Filistin’in fethi kısmını anlattıktan sonra ilk İslam şaheseri olarak kabul edilen Kubbet-üs-Sahra’yı sayfalarca anlatır. Özellikle bu kısım da mimari ve dini öğeleri birbiriyle bağdaştırır ve oldukça farklı  tespitlerde bulunur. “Orjinalinde, yani ardı ardına yapılan restorasyonlardan önce, kubbenin kavisi hafifce vurgulanmıştı. Bu da Hz. Peygamber’in gök katmanlarında yaptığı gece yolculuğuna (miracını) yâd ettiren o yukarıya yükseliş hareketini hissettirmek için olsa gerekti.”

Yahudilerin iddia ettikleri vaat edilen toprak söyleminin ise seçmeci okumanın benimsenmiş olmasından kaynaklı olduğunu özellikle vurgular. Bu okuma ile Yahudilik milliyet haline gelmiş ve tanrıtanımaz olanlar bile kendilerini yahudi olarak tanımlar olmuştur. Bunun sonucu olarak da Filistin’in onlara verildiği fikri her alanda kullanılmıştır. Ancak Yahudilerin dünyanın çeşitli yerlerine dağılmalarıyla birlikte reformist Yahudiler grubu oluşmus ve mesela Almanya’da varolan bu gruplardan biri kendilerini “Yahudi dinine mensup almanlar” olarak tanımlarlar. Garaudy kitabında çokça seçmeci yorumdan vazgeçilmesi gerektiğini çeşitli hahamların konuşmalarında da alıntılar yaparak savunmuş ve asıl Yahudilerin bu okumayı reddetmeleri gerektiği üzerinde durur.

Avrupa ülkelerinde neden yasaklandı?

Kitabın siyasetle ilgili olan kısımları ise neden Avrupa ülkelerinde yasaklandığını anlatır cinsten. Garaudy kitabın tamamında verdiği bilgileri belgeliyor ve yaptığı yorumları da belgeler üzerinden kanıtlıyor. Bunlardan en ilgi çekici olanı ise Hitler ve Yahudi işbirliği kısmı. İkinci dünya savaşı sonrası milyonlarca Yahudinin öldürülmesi artık herkes tarafından bilinen ve Yahudiler tarafından da çokça kullanılan bir gerçek ama anlatılmayan kısmı bunların yapılmasından Yahudi yöneticilerinde haberdar olması ve bizzat kendilerinin ayarlamış olmasıdır. Dönemin Yahudi yöneticileri Hitler’le anlaşarak Yahudileri trenlere bindirtir ve onların Filistin’e gideceklerini söylerler. Aslında Alman polisi tarafından tren durdurulacak ve içindekiler Alman kamplarında katledilecektir. Siyasetin bu kadar iki yüzlü olduğu bir ortamda dünyada yaşananlara şaşırmamak gerekir. O kadarki 6 milyon kişi bu siyasetin bir parçası olarak öldürülebilmiştir.

Roger GaraudyKitapta siyasi Siyonizmin asıl kurucusunun Teoder Herzl olduğu ve bu hareketin aslında eylemli olarak 19. yüzyılın ortalarından itibaren oluşturulduğu üzerinde durulur. Herzl bizzat kendi günlüklerinde siyasi örgütlenmenin  nasıl gerçekleşeceğini belirtir. Ona göre Yahudi devletinin kuruluşunda “dönüş” mitinin kullanılması gerekir çünkü bunun dışında hiçbir nedenle insanlar harekete geçirilemez. İkincisiyse imtiyazlı şirketlerin kurulması ve bu şirketlerin Filistin’den toprak almasıdır. Bu iki hedefin de büyük oranda gerçekleştirilmiş olduğunu söylemeye dahi gerek yok. Bu hususta o kadar ileri gitmişlerdir ki  şirketlerde çalışanların Yahudi dışında kimseler olmaması gerektiği kural haline getirmişlerdir. Aynı tutum orada alınan topraklar içinde geçerlidir ve o topraklarda ek iş gücü gerektiğinde dahi Yahudi işçi kullanılacaktır. Çokça kullanılan ve günümüzde de bu mantık üzerinden devam ettirilen siyasetin Ortadoğu coğrafyasında ne hal aldığını, kilitlenen bir problem haline geldiğini izlemekle yetiniyoruz malesef.

Kendi iç ilişkilerinde belirledikleri hedefler bunlarken dış politika da ise daha kapsamlı siyaset geliştirmişlerdir. Öncelikle antisemitist hareket (Yahudi düşmanlığı) tüm ülkelerde yine Yahudiler tarafından kışkırtılacak ve böylelikle Yahudilerde farklı ülkelerde yaşadıkları sürece  kendilerinin oraya ait olmadıkları duygusu  canlı tutulacaktır. Bunun yanında farklı ülkelerde kurulan şirketler oralardaki ticareti elde tutacaklar ve basın yayın organlarının her alanında yahudilerden birileri var olacaktır. “Vaat edilen topraklar”a ulaşılabilmesi için bu politikaların uygulanması 20. yy. başında kararlaştırılmış ve günümüze kadar uygulanagelmiştir.

Kirli ilişkileri ifşâ ediyor

Bir çoğumuzun ulaşamayacağı ve haberdar dahi olamayacağı bu çarpıcı bilgilere kitapta çokça yer verilmiş ve özellikle ABD ile İsrail arasındaki bağa ve İsrail’in ne kadar uçuk rakamlarla desteklendiği bir çok farklı örnekle belirtilmiş. Filistin topraklarındaki zulmün eskiden beri İsrail kaynaklı olması nedeniyle çok geniş olarak İsrail zihniyeti anlatılmış. Son kısımda ise “Filistin direnişi” ayrıntılı olarak izah edilmiş. Müslüman yöneticilerin ne kadar zulüm altında dahi olsalar hangi noktadan baktıkları farklı konuşmalardan alıntılar yapılarak belirtilmiş. Bunlardan biri de Yaser Arafat’ın Birleşmiş Milletler konuşmasında kendi halkına yapılan zulmü uzunca anlattıktan sonra kurduğu şu cümledir  “…Bütün bunlar bizi ırkçı yapmadı… O yüzden Yahudilere karşı yapılan bütün cinayetlere üzülüyoruz…”.

Hemen her devletle İsrail arasında olan bağı bu kadar içerden okuduktan sonra hem dünya siyasetine hem de ülkemizin siyasetine daha farklı bakmak mümkün. Özellikle son dönemde Ortadoğu devletlerinde çıkan karışıklıkların, çatışmaların değerlendirilmesi yapılırken de bu kitaptan yararlanmak gerekir. Tarihi olaylarla şimdi yaşanan olaylar arası benzerliklerin bu kadar belirgin olması ister istemez okuyan herkesin kafasında soru işaretlerine sebep olacaktır.

Şehbâl Erenay derinlemesine yazdı

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu