Politika

Ekonomist Demiralp’ten ‘faiz artışı’ yorumu: Keskin dönüş değil, yan yollara sapma

Koç Üniversitesi ekonomi profesörü Selva Demiralp, faiz artışının eski politikalardan keskin bir dönüş anlamına gelmediğini belirtti.

İktidar uyarılara rağmen düşük faiz politikasında ısrar edince ekonomi krize girmiş, işleri toparlaması için Mehmet Şimşek ve Gaye Erkan gibi ‘piyasanın sevdiği’ isimler göreve getirilmişti. Yeni yönetimin ekonomi politikalarını ‘normalleştirmesi’, 22 Haziran’daki toplantıda da Merkez Bankası’nın faiz artırması bekleniyordu.


Nitekim faiz 650 baz puan artırılarak yüzde 15’e yükseltilmiş ve böylelikle Eylül 2021’den beri devam eden indirim döngüsü son bulmuştu. Ancak piyasalar faiz artışını ve verilen mesajları yeterli bulmamıştı. Faiz kararından önce 23 seviyesinde olan dolar/TL karardan sonra 25’e dayanmıştı. Dolar kuru şu ansa 26 seviyesinde. Aynı şekilde avro/TL de faiz kararından sonra sert yükselmişti. Karardan önce 25,8 seviyesinde olan kur şu an 28’i geçmiş durumda.

Koç Üniversitesi ekonomi profesörü Selva Demiralp, BBC Türkçe’de bugün yazdığı yazıda faiz kararını değerlendirdi. Eski politikalardan keskin bir ‘U dönüşü’ olmadığını söyleyen Demiralp, enflasyonlar mücadelenin birincil öncelik olmadığını belirtti.

Demiralp, şunları dile getirdi:

Keskin bir U dönüşü yok

*Faiz artışının bu kadar düşük dozda kalmasını eski anlayıştan keskin bir kopuş ya da bir U dönüşünden ziyade eski anlayışın önünün tıkandığı bir noktada yan yollara sapma olarak yorumluyorum. Eski dönemin muhasebesinin yapılmaması, ‘Yeni Ekonomi Modeli’ çerçevesinde agresif faiz indirimlerine giden PPK üyelerinin görevlerini korunması bu fikrimi destekliyor.

Faiz artışına izin çıkmadı mı?

*Faiz artışının düşük tutulması ‘kademeli’ artış patikasının parçası mıdır, yoksa daha fazla faiz artışına izin çıkmadığının bir işareti midir? Ben ikinci olasılığı yüksek buluyorum. Zira yeni ekibin temiz bir sayfa açıldığına, atılan adımın uzun soluklu olacağına dair vereceği sinyal açısından ilk faiz artışının sembolik bir önemi vardı.

*Eldeki cephanenin kısıtlı olduğu, faiz artışı konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan fazla izin çıkmadığı bir noktada, erken gelecek yüklü bir faiz artışı psikolojik olarak daha güçlü bir etki yaratabilir, beklentiyi daha hızlı aşağı çekebilir ve bu şekilde ilerde daha az faiz artışı ile daha çok mesafe alınabilirdi.


Enflasyonlar mücadele birincil öncelik değil

*Böyle bir yolun seçilmemiş olması enflasyonla mücadelenin de birincil öncelik olmadığına, bundan ziyade ödemeler dengesi ile ilgili bir krizi önleyecek, içeriye bir miktar döviz girişi sağlayacak geçici bir programın ön planda tutulacağına işaret ediyor olabilir.

*Nasıl ki yetersiz dozda antibiyotik alırsanız daha dirençli bakteri ile karşılaşıp daha yüksek dozda ilaca ihtiyaç duyarsanız, enflasyon da ne kadar katılaşırsa tedavisi o kadar zorlaşır.

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu