Yaşam

Hanımların sözcüsü: Ümmü Rale (r.a.)

Emredilen her şeye hiç düşünmeden itaatleri, fedakârlıkları ve İslâm’ı hayatlarının merkezine alan duruşları ile sahabeler, önceden inandıkları her şeyi reddetmeleriyle asırlar ötesinden bizim yolumuzu aydınlatmışlardır. Allah Teâlâ bu ilk nesli kitabında “onu destekleyen, ona yardım eden ve indirilen nura tabi olan, kurtuluşa ermiş kişiler” şeklinde zikreder.

Bu mübarek destekçiler İslâm medeniyetinin teşekkülünde erkek-kadın bir duvarın tuğlası gibi olmuşlardır. “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdır.”[1] Ayet-i kerimesiyle de Kuran’ı kerimde bu durum ifade edilmiştir. Bu dönemde kadınlar da pek çok alanda varlık gösterip faydalar sağlamışlardır. İşte bu hanım sahabelerden birisi de Ümmü Rale’dir (r.a.).

Güçlü bir hatibe

Tabakat kitaplarında Ümmü Rale olarak bilinen Ümmü Rale (r.a.), Arapçayı güzel konuşması, güçlü hitabeti, fasih konuşmasıyla tanınmıştır. Fakat onu farklı kılan, kendisini ve hanım sahabeleri  ifade ederken kullandığı açık üslubuydu. Tüm dürüst konuşmalarının yanında, mersiyeler okuyan, şair ruhlu bir kadındı. Medineli olduğu rivayet edilmekle beraber genç yaşlardan itibaren şiirle ilgilenmiş ve kabilesinde güzel bir eğitim almıştır. Cesareti ve güçlü hitabeti ile Resulullah’ın (s.a.) dikkatini çekmiştir. Resulullah ile kadınlar hakkındaki bazı hususlarda sohbet eder, bazı fıkhî meseleleri sorardı. Huneyn Gazvesi ile veda haccının arasında İslâm’a girdiği kuvvetle muhtemel olan Ümmü Rale (r.a.), kabilesinin İslâm’a girdiklerini bildirmek üzere Medine’ye gelen heyetiyle Resulullah’ın (s.a.) yanına gelmiştir. Burada Resulullah ile görüşerek İslâm’a girmiştir. Müslüman olduktan sonra şevk ve heyecanla çalışmaya başlamış, çevresine faydalı olmak için uğraşmıştır.

Gayretli bir hanım sahabe

Ümmü Rale zaman zaman kadınlarla bir araya gelir, ev ve aile meşguliyetlerinin onları dini faaliyetlere katılmaktan geri tutamayacağını anlatırdı. Diğer Müslüman hanımlarla beraber daha fazla hizmet etmenin yollarını arardı. Buna rağmen hanım sahabeler, İslâm’a hizmette yetemediklerini ve erkeklerden geri kaldıklarını düşünüp bunu kendilerine dert ederlerdi. İşte Ümmü Rale bir gün bu dertlerini arz etmek için Resulullah’ın (s.a.) huzuruna gelip evli ve çocuklu hanımlar olduklarını, günlerinin çoğunu evin işlerine, çocukların bakım ve terbiyesi ya da kocalarına hizmete ayırdıkları için cihat gibi büyük bir ibadete iştirak edemediklerini söylemiştir. Ümmü Rale (r.a.), hâl böyle olunca cihat sevabından mahrum kaldıklarını, ayrıca namazlarını da mescitte kılamadıklarını Resulullah’a (s.a.) anlatıp bu faziletlere nasıl ulaşabileceklerini sormuştur. Bu dertlerine deva olarak cihat ibadetine mukabil sevap kapısı olacak başka ameller öğrenmek istediklerini söylemiştir. Efendimiz (s.a.) bu gayretli ve heyecanlı hanım sahabeyi tebessümle dinlemiş ve gece gündüz imkân buldukça Allah’ı zikre devam etmeyi, dua etmeyi, harama bakmaktan sakınmayı, toplum içinde adaba uygun bir ses tonuyla konuşmalarını tavsiye etmiştir. Bunları yaptıkları müddetçe büyük bir sevaba nail olacaklarını söyleyerek Efendimiz (s.a.) hizmet ehli Müslüman kadınları mutlu etmiştir.

Kuaför bir hanım sahabe

Medine’de hayatını idame eden Ümmü Rale (r.a.) döneminin şartlarına göre kuaförlük mesleği ile ilgilenmekteydi. Medineli hanımların saçları ve kişisel bakımları ile ilgilenen Ümmü Rale, bu işi meslek edinmesinin Müslümanlığı açısından bir sorun teşkil edeceğini kafasına takılmıştı. En müsait anda Resulullah’a (s.a.) kadınların saçlarını kesip onları güzelleştirip eşleri için süslemesinde bir sakınca olup olmadığını sormuştur. Resulullah’ta bunda bir beis olmadığını çünkü onları yabancı erkeler için değil eşleri için süslediğini ve yaşlanıp gözden düştükleri ve güzelliklerini kaybettikleri zaman kadınların buna ihtiyaç duyduğunu, işine gönül rahatlığıyla devam edebileceğini söylemiştir.

Resulullah’ın (s.a.) vefat ettiği günlerde Medine’de bulunmayan Ümmü Rale, bu üzücü haberi alınca Medine’ye dönmüştür. Üzüntüsünü paylaşmak için Fatıma’nın (r.a.) yanına gitmiştir. Daha sonra bir zamanlar Resulullah’ın gezdiği Medine sokaklarında dolaşıp üzüntüsünü ifade eden mersiyeler okumuştur. Efendimizin (s.a.) sevgili torunları Hasan ile Hüseyin de onu yalnız bırakmamış ve teskin etmeye çalışmışlardır. Resulullah’tan (s.a.) öğrendiği bilgilerle amel etmeye devam etmiş ve yardıma muhtaçların koruyucusu olmuştur. Ümmü Rale artık hitabetinin yanına muhtaçların yardımcısı sıfatını da almıştır. Lakin Efendimizin (s.a.) kaybının getirdiği hüzünlü günlerin ardından kabilesinin yanına dönen Ümmü Rale, çok geçmeden vefat etmiştir.

Hakkında kısıtlı bilgiye sahip olduğumuz Ümmü Rale (r.a.) ince gönüllü, hizmet ehli, becerikli, fikir ve düşüncelerini ifade etmede cesur, kadınların sözcüsü, yardımlaşmayı yarış hâline getirmiş şefkatli bir kadındı. Hakkında sahip olduğumuz bu kısıtlı bilgilerle dahi asırlar öncesinden bir yıldız gibi yolumuzu aydınlatmaktadır.

Allah ondan razı olsun.

Meryem Nesibe Dündar

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi • İSLÂMI İLIMLER/TARİH

Hüma dergisi, Sayı: 21

 


[1] Tevbe Suresi, 71

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu