Yaşam

Gerçekten de İnsanlığımı Yitirirken’den sonra söylenecek söz kalmamış mıydı?

Osamu Dazai’nin İnsanlığımı Yitirirken kitabı çok satanlarda görüp aldığım kitaplardan biri… Japon edebiyatından çevirilerin kitap dünyamızdaki payının artmaya başladığı bu dönemde Japon yazarlardan eserler okuma isteğimden kaynaklanıyor.

Kitabı bir akşamda okudum. Dilin akıcılığında çevirmenin etkisi yadsınamaz. Bu nedenle çevirmen Peren Ercan’a da teşekkür etmek lazım. Kitabın bende yazarın diğer kitaplarını okuma arzusu uyandırdığını da söylemeden geçemeyeceğim.

Osamu Dazai’nin intiharından hemen önce yayınladığı bu eseri, bu açıdan yani onu kafamızda şekillendirmek açısından da önemli… Japon edebiyatının en çok okunan yazarlarından biri olan Osamu Dazai; İnsanlığımı Yitirirken’de karşımıza topluma dahil olmayı beceremeyen ve her şeyi eline yüzüne bulaştıra bir öteki olarak çıkıyor: “… Ben hala ölmeyi bile becerememiş utanmaz, aptal bir hayaletten, ‘yaşayan bir cesetten’ başla bir şey değildim.”

İnsanların aynı rutin içinde yaşama devam etmelerinin kendisindeki yankısını ise şu sözlerle ifade ediyor: “Yine de durum buysa buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar. Bu kadar katı egoist olabilirler mi? İşlerin böyle olması gerektiğinden öyle eminler ki kendilerinden bir kez bile şüphe duymuyorlar mı? Eğer öyleyse sanırım katlanmak daha kolay olabilir…”

Hayatı; belki de kendi hayatını da bir oyuncu olarak geçirdiğini ise şöyle anlatır bize: “Oyuncunun en zor sahnesinin memleketi olduğunu söylemiyorlar mı? anne, baba, kardeşler, eş ve çocuklarla dolu bir oda karşısında en ünlü aktör bile tereddüt etmez mi? Yine de başardım…” Dazai’nin, Japonya’da neredeyse ünlü olduğu kadar kötü şöhretli olduğunu da unutmamak lazım kitabı okurken.

Kitap aynı zamanda Japonya hakkında hiçbir şey bilmeyen bir kişide gayet anlamlı bir ilk fikir oluşturabilir. Bir “ben roman” olan İnsanlığımı Yitirirken, yazarın/anlatıcının/başkahramanın duygularını, düşüncelerini ve endişelerini mümkün olan en sadık biçimde betimlemekle… Ancak Phyllis Lyons’ın da belirttiği gibi Dazai’nin yazıları, “bir şeyin neden olduğunu ve etkilerinin ne olduğunu açıklamayıp yalnızca olayların olduğunu göstermesiyle” otobiyografiden ayrılıyor.

Dazai’nin yazılarının çoğunun ben roman kapsamına girdiği söylenebilir ve bu, Dazai hakkında konuşmanın bu kadar kafa karıştırıcı olmasının nedenlerinden biri. Yani bu adam hakkında bildiklerimizin çoğu kendi yazılarından geliyor.

Lyons, Dazai’nin yazılarını uzatılmış bir intihar notu olarak görüyor. “İnsanlığımı Yitirirken’in tamamlanmasıyla bu not da son buldu. Bir sonraki adım için hiçbir söz yoktu.” diyor.

Elbette, Suci Tsuşima’nın neden kendini öldürdüğünü kesin olarak bilmenin bir yolu yok. Bu soruyu cevaplayabilecek tek insan artık hayatta değil. Zihinsel ve fiziksel açıdan sağlıklı olmadığı ve kendini kişisel hayatındaki çeşitli kaçamaklarla bir köşeye sıkıştırdığı ortada, fakat bu yeni bir şey değil. Gerçekten de İnsanlığımı Yitirirken’den sonra söylenecek söz kalmamış mıydı?

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu