Yaşam

Fethi Yeken: Müslüman Olmam Neyi Gerektirir?

Fethi Yeken eserlerinde ağırlıklı olarak davet konularını işleyen bir alimdi. Onu daha çok Ortadoğu merkezli konuşmaları ve yazılarıyla tanıdık. 
 

Lübnanlı tanınmış İslam alimi ve Lübnan İslami Amel Partisi Genel Başkanı Fethi Yeken’in düşünce dünyasıyla yirmi yılı aşkın bir süredir Türkiye tanışıktır. Ben onun eserleriyle 25 yıl kadar önce üniversiteye başlama yıllarımın eşiğinde tanıştım.  

Fethi Yeken kimdir?

3 Mayıs 1933 yılında Lübnan’ın Trablus şehrinde doğan Yeken, El-Lasilki Fakültesi Elektrik Mühendisliği bölümünden mezun oldu. Doktorasını İslami İlimler ve Arap Dili Edebiyatı üzerine yaptı. Mısır İhvanı Müslimin hareketinin Lübnan kolu olan Cemaati İslami’yi kurdu. Davet Yolunda Dökülenler isimli kitabında İhvan müntesiplerini davet yolunda dökülme konusunda uyaran Fethi Yeken 1992 yılında milletvekili olduktan sonra Cemaatin liderliğini bıraktı. Bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Siyasi endişe daha ön plana çıktı. Ve davet endişesi büyük bir şekilde geriledi. Ve dengeler türedi. Beden zayıflayınca hastalıklar her yandan gelmeye başlar. Malumdur ki İslami hareketlerde seçkinlik terbiye metotlarından gelmektedir. Siyasette sapmadan koruyan şey esasında terbiyedir. Eğer sen terbiyeyi ferdin hayatından atarsan onun zayıflamasına ve sapmasına katkıda bulunursun. Namaz kılan insan namaz kılmaz hale gelir. Bu anlayışta siyaset kovulmuş şeytan oluverir.” 
1996 yılına kadar mecliste bulundu. Daha sonra eşi Muna Haddad’ın kurduğu Canan Üniversitesi’nde ders vermeye başladı. Fethi Yeken eserlerinde ağırlıklı olarak davet konularını işleyen bir alimdi. Kitapları ile ilgili olarak ise şunları söyler: “Genelde kısa ve düzgün olmalarına özen gösterdim. Karışık olmayan, kolay anlaşılır kitaplar olmasını sağlamaya çalıştım.” Eserleri külliyat halinde Ravza Yayınları tarafından yayımlandı Fethi Yeken’in.

Son yıllarda onu daha çok Ortadoğu merkezli konuşmaları ve yazılarıyla tanıdık. Lübnan İhvanından ayrılma nedeni İhvan’ın Hasan el Benna çizgisinden uzaklaşmış olduğunu savunmasıdır: “Bugün Lübnan’daki Cemaati İslami’nin metodu gerek davet, gerekse siyaset açısından İmam Hasan El-Benna’nın metodundan çok uzaklaşmıştır” der.
Bir alim olarak nelerin okunması, İslam’ın hangi kaynaklardan,  öğrenilmesi gerektiği noktasında  tavsiyeleri ise şöyle Yeken’in: “Bence kitapları okunması icap eden çok fazla yazar ve alim var… Bunların en öncelikleri olarak, Dr. Yusuf El Karadavi’nin kitaplarını, Üstad Said Havva’nın kitaplarını, Üstad Şehid Hasan El Benna’nın kitaplarını, Dr. Muhammed Kutub’un ve Şehid Seyyid Kutub’un kitapları ve Dr. Mustafa Sıbai’nin kitapları sayılabilir.” 

Siyasi bir önder

Yeken aynı zamanda Türkiye ile de yakından ilgili bir âlimdi. Tıpkı Hamidullah gibi. Ama onu Hamidullah’tan ayıran siyasi kişiliği idi. Örneğin o Avrupa Birliği macerasını Türkiye için zillet olarak görüyordu. İslam ümmetini kırıp geçiren hastalıkların tedavi edilmesi için İslam’ın iktidara geri dönmesi gerektiğini sürekli vurgulamıştır. Yani İslam hükümete, bakanlıklara, medyaya, ekonomiye, siyasete ve sosyal yaşama geri dönmelidir ki güçlü bir çıkış yapılabilsin. Bu ise Hayredin Karaman’ın “günümüzde her Müslüman İslamcı olmak zorundadır” yargısını doğrular bir yaklaşım. Zaten hilafetin kaldırılmasından sonraMüslüman Kardeşler’den Genç Müslümanlar hareketine kadar  farklı coğrafyalardaki bütün İslami yapılar İslam’ın tekrar iktidara dönmesi için çaba sarf etmişlerdir. 

Lübnan’da önemli bir güç olan Hizbullah’ın liderleri Nasrallah ve Fadlallah ile de görüşen Fethi Yeken mezhepçilik hastalığının aşılmasında önemli bir rol üstlendi. Onlarla birlikte hareket edişini şöyle açıklıyordu: “Ortada hiçbir muhalefet, Hizbullah, Mişel Avn akımı, yada başka bir güç hatta “vatan buluşması”, “üçüncü güç” olmasaydı da, biz kendimizi bundan başka bir konumda bulmazdık. Maalesef kendilerini Sünni sayan bazıları bu konumu iyi okuyamıyor. Fiilen etraflarında ne olup bittiğini anlamıyorlar. Temel olarak bu bizim tavrımız. Bu İslami Arap-Siyonist çekişmesinin zorunlu olarak gerektirdiği bir tavır alıştır.” 
 

O bir muhalif!

Fethi YekenLübnan’da İsrail yapımı/üretimi ve Amerikan ve Siyonist projelerinin temsilcisi olmaya devam eden güçlerin; Müslüman da olsalar karşısında oldu. Bunun yanında küreselleşme projesinin özünde Amerikan projesi olduğunu da ifade etti: “Amerikan Projesi, Amerika’nın bize lanse ettiği felsefeyle alakalı bir projedir. Bu felsefe küreselleşmede somutlaşmaktadır. Şüphesiz küreselleşme Orta Doğu projesinin ideolojik çerçevesidir. Dolayısıyla bu projenin siyasal ve ekonomik anlamda işlerlik kazanmasına zemin hazırlamaktadır. Küreselleşme ideolojik, düşünsel, kültürel ve sosyal olarak bölgenin Amerikanlaştırılması anlamına geliyor. Bu gerçekleştiğinde, bir sonucu olarak bölgenin etnik, mezhebi ve ırki olarak parçalanması çok daha kolay hale gelecek. Böylece nükleer tesisi bulunan, dünyadaki iletişim araçlarının büyük bir bölümüne sahip yada üzerinde etkili olan, dolar oyununda en büyük pay sahibi olan İsrail’in Orta Doğu’daki devlet yapılanmaları içerisinde en belirgin, en güçlü ve en etkin devlet olmasının önü açılmış olacak. Bu tabii ki Amerika ve uluslararası Siyonizm’in planladığı bir şeydir. Bu Amerika’nın uluslararası sistemin liderliğine oturmasından, özellikle de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından beri ümmetin yüz yüze olduğu en tehlikeli projedir. Çünkü yapılanlar o zamanlar emperyalizm olarak addediliyordu, şimdiyse küreselleşme.” Bu konudaki yaklaşımları bana Atasoy Müftüoğlu’nu İktibas ve Özgün İrade dergilerindeki yazılarını anımsattı

Amerikancı hareketlerden uzak bir biçimde Rasulullah’ın İslam’ından başka bir İslam tanımadığını açık yüreklilikle ortaya koyan Fethi Yeken ümmetin cihadına, ilmiliğine ve dirilişine önemli katkılar yaptı. Rabbimiz mekanın cennet eylesin.

Ahmet Yasin Sezer

Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu