Türkiye-Rusya ilişkilerinde yeni dönemde hangi konular öne çıkacak?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden göreve seçilmesinin ardından yeni dönemde Türkiye-Rusya ilişkileri hem bölgesel konular hem de ikili işbirliği açısından önemini ve yoğunluğunu korumaya devam edecek.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi, tahıl koridorunun işletilmesi, Ankara-Şam normalleşme görüşmeleri ve enerji alanındaki işbirliğinin derinleştirilmesi ön planda olacak.

Türkiye’nin, bu dönemde, üyesi olduğu NATO ve yakın ortağı Rusya arasında kurduğu denge politikasını sürdürüp sürdüremeyeceği yakından takip edilecek.

Seçimlerin ardından geçen sürede Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin iki kez, yeni Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise bir kez telefonda görüştüler.

Her üç görüşmede de öne çıkan unsurlar, Ukrayna merkezli bölgesel gelişmeler ile enerji ve ticaret başta olmak üzere ikili ilişkilerin daha de geliştirilmesi beklentisi oldu.

Taraflar kişisel temas trafiğinin bundan sonra da sürmesi konusundaki uzlaşılarını kamuoyuna ilan etti.

Seçim sonuçları Moskova’yı sevindirdi

14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin sonucunun Moskova’da memnuniyetle karşılandığı hemen tüm başkentlerde yapılan ortak değerlendirme.

Muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, kampanya sırasında yaptığı bir açıklamayla Rusya’yı Türk seçimlerine müdahale etmekle suçlamış, Kremlin ise iddiaları yalanlamıştı. Erdoğan da iddiaların gerçekle ilgisi olmadığını belirterek, Kılıçdaroğlu’na tepki göstermişti.

Kılıçdaroğlu’nun kampanya boyunca dış politikayı “180 derece” değiştireceği ifadeleri, Türk diplomasisini Rusya odağından çıkarıp yeniden Batı rotasına sokacağının işareti olarak değerlendirilmişti. Rus basınından çıkan yorumlarda, Kılıçdaroğlu’nun Türk-Rus ilişkisini sekteye uğratmak amacında olduğu da iddia edilmişti.

Bunun ötesinde Rusya’nın Türkiye’nin milyarlarca dolarlık doğalgaz borcunu ötelemesi, seçim öncesinde yaşanabilecek mali zorlukların aşılması açısından Erdoğan hükümetine büyük bir jest olarak değerlendirilmişti.

Ukrayna ve Suriye gündemi ön planda

Yeni dönemde bölgesel diyalog kapsamında, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi ve etkilerinin ön planda olması beklentiler arasında. Hız kesmeden süren savaş, Kahovka Barajı ve Tolyatti-Odesa amonyak boru hattının patlatılması gibi son günlerde yaşanan saldırılarla etkisini yaymaya devam ediyor.

Türkiye, bu süreçte, her iki tarafla temasta kalarak bir yandan bu etkilerin azalmasını diğer yandan da ileride olası kalıcı barış için devrede olmaya devam etmeye çalışıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 7 Haziran’da Putin ve Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodomir Zelensky’ye, Kahovka Barajı’na dönük saldırının incelenmesi için Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun katılımıyla bir komisyon kurma önerini dile getirdi.

Saldırıdan dolayı birbirlerini suçlayan Ukrayna ve Rusya, bu aşamada böyle bir girişime sıcak bakmasa bile Türkiye, tahıl koridoru uzlaşısında uyguladığı yöntemi burada da işletebileceği açılımını yaptı ve sürecin parçası olma niyetini gündemde tuttu.

Tahıl Koridoru Anlaşması Temmuz ortası sona eriyor

Türkiye açısından diğer önemli bir konu ise Tahıl Koridoru Anlaşması’nın uzatılması olacak. Rusya, kendi tahıl ürünleri, gübre ve amonyak satışının başlamamasından dolayı girişimi sonlandırma aşamasında olduğunu Mart ayında dile getirmiş, Ankara’nın baskısı sonucu anlaşmayı iki kez iki aylığına uzatma kararı almıştı.

Ancak Moskova’dan yapılan açıklamalar, tahıl koridoru girişiminin sona erme riskinin giderek arttığını gösteriyor. Rusya, girişimin sürmesi için 5 koşul öne sürmüştü: Tolyatti-Odesa amonyak boru hattının çalıştırılması, Rosselkhozbank’ın SWİFT sistemine dönmesi, tarım makine ve yedek parçaların restorasyonu, Rus ziraat şirketlerinin yurtdışında el konan varlıklarının ve hesaplarını serbest bırakılması ve gemilerin sigorta sorunlarını çözülmesi.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Vershinin, geçen günlerde Rus haber ajanslarına yaptığı açıklamada, beş koşuldan üçünde ilerleme sağlanamadığını kaydederken, özellikle amonyak boru hattının patlatılmasının 22 Temmuz 2022’de tahıl koridorunu oluşturan İstanbul Anlaşması’na ciddi zarar verdiğini kaydetti.

Türk diplomasinin ilerki günlerde üzerinde duracağı en önemli konular arasında tahıl girişimin süresinin uzatılması olacak.

Moskova’da yeni Ankara-Şam görüşmeleri

2022 sonunda Rusya’nın arabuluculuğuyla başlayan Ankara-Şam normalleşme sürecinin bundan sonraki süreçte devam etmesi bekleniyor. Tarafların arasındaki derin görüş farklılıklarına karşın doğrudan temasları sürdürmeleri, bu kapsamda ileriki haftalarda dışişleri bakan yardımcısı düzeyinde yeni bir görüşmenin gerçekleşmesi öngörülüyor.

Seçimlerin hemen öncesinde Moskova’da dışişleri bakanları bir araya gelmiş ancak Şam yönetimin siyasi bir adım atmak için topraklarındaki Türk askerlerinin çekilmesi ön koşulunu getirmesi sürecin ilerlemesinin önündeki engel olarak kaydedilmişti.

Yine aynı süreçte, Türkiye ile Rusya’nın Suriye’nin kuzeyinde konuşlu Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) akıbeti konusunu da ele almaları bekleniyor. Rusya, 2019’da yapılan bir anlaşmayla YPG’nin Türk sınırlarına tehdit olmayacak bir noktaya çekilmesi güvencesi vermiş ama bu konuda adım atmamıştı.

İkili işbirliğinde enerji gündemi yoğun

Lavrov’un Fidan’ı kutlamak amacıyla gerçekleştirdiği telefon konuşmasının ardından Moskova’dan yapılan açıklamada, iki dışişleri bakanının yapıcı etkileşimi sürdürme kararında olduğu belirtilmiş ve şu açılama yapılmıştı:

“Görüşmede, büyük enerji projelerine odaklanarak, hükümetler arası Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu’nun çalışmaları da dahil olmak üzere, Rusya-Türkiye işbirliğinin kilit konuları hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Gelecekteki ikili temasların takvimi ele alındı. Güncel uluslararası ve bölgesel konulara değinildi” ifadelerine yer verildi.

Erdoğan-Putin görüşmesinin ardında yapılan açıklamada da ikili işbirliği açısından enerji, ticaret ve turizm alanlarına vurgu yapılmıştı.

Enerji açısından Avrupa’nın uyguladığı yaptırımları aşmak için Türkiye’de bir enerji merkezi kurulması önerisini dile getiren Rusya, Akkuyu’da yapımı süren nükleer santral projesini Ankara-Moskova işbirliğinin sembol yatırımlarından biri olarak görüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin inşa etmek istediği ikinci nükleer santralin de Rusya tarafından yapılma olasılığını gündeme getirmişti.

Rusya, doğalgaz merkezi sayesinde de gazını Türkiye üzerinden Avrupa’da istekli pazarlara ulaştırmak arayışında.

Batı’da ‘Yaptırımlar delinebilir’ kaygısı

Türkiye ile Rusya arasında giderek artan ve derinleşen ilişkiler, Batı’da özellikle Ukrayna’yı işgal girişimi sonrasında uygulanmaya başlanan ekonomik yaptırımların delinmesi açısından kaygı yaratıyor.

ABD ve Avrupa Birliği’nin tek taraflı yaptırımlarına katılamayacağını ilan eden Türkiye, buna karşın yaptırımların kendisi üzerinden delinmesine izin vermeyeceğini kayda geçirdi. Ancak Rusya’nın Türkiye üzerinden Batı’dan gerçekleştirdiği ticaretin katlanarak artması, Batı’daki kaygıların giderilmesini önlüyor.

Batı’daki bir başka kaygı, Erdoğan ve Putin arasındaki ilişkilerin derinliğinin Türkiye’yi daha çok Rusya tarafına çekebilecek bir düzeyde olması. NATO’nun güney kanadında önemli bir müttefik olarak görülen Türkiye’nin Erdoğan’ın yeni dönem liderliğinde ittifakın önceliklerinden çok Rusya’yla işbirliğine odaklanma olasılığı da ayrıca bir kaygı unsuru.

Ancak diplomatik kaynaklar, Türk dış politikasının Batı ile önce Sovyetler Birliği daha sonra Rusya arasında denge politikasını kurma ve yönetme açısından deneyimli olduğunu, bu politikanın devam edeceğine inandıklarını kaydediyorlar. Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğine 11-12 Temmuz’da düzenlenecek Vilnius Zirvesi öncesi onay verip vermeyeceğinin bu açıdan da önemli olacağı görüşünde.


Kaynak

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu